18 Eylül 2014 Perşembe

Bir önceki yayınımızdaki metnin günümüz türkçesi:

NEZLE 

—Hüseyin Rahmi Bey'e—
Tek atlı uzun arabasının pufla ipek şiltesine uzanmış, kuş tüyünden iri pembe yastıklara dayanmış, gözleri açık uyur gibi duran Ma'sume Hanım yoldan yayan geçenleri hiç görmüyordu. Ufaktan kırk elli mızrak boyu yükselmiş yakıcı güneşin beyaz keten tenteneden süzülen ince görünmez huzmeleri sık kıvırcık kirpiklerini, kavuniçi başörtüsünün altın pullarını, erguvan yeldirmesinin hareli kıvrıntılarını yaldızlıyor, arabanın mavi ipek perdelerini hiçbir rüzgar kımıldatmıyordu. Bugün Hızır İlyas'tı. Bütün halk çırpıcı çayırına akıyordu. Sucular, şerbetçiler, yemişçiler, kağıt helvacılar, oyuncakçılar, gazozcular, ma'cuncular, simitçiler, şekerciler… Daha birçok ayak satıcıları yolun fesli, takyeli, sarıklı, şabkalı, arakiyeli, yeldirmeli, kavuklu, çarşaflı, alaca kalabalığına karışmış bağırarak, alış-veriş iderek yürüyorlardı. Gök bulutsuzdu. Hava o kadar sıcak, o kadar sıcakdı ki… Yorulan irili ufaklı külhan beyleri dinlenmek için küme küme kenarda hendeklerin üstüne…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder